Adolf Hitler ve Yahudi Soykırımın Yalanı Gerçeği


Hitler’ in Yahudi Soykırımı nı gerçekleştirmesinde gizli güçlerin olduğu veya bizzat Siyonizm temsilcileriyle anlaştığı vb. düşüncelere ilişkin sorular geliyor


İngiltere'nin Siyonizm'i sahiplenmesi Yahudilere duydukları şefkatten mi kaynaklanıyordu? Yoksa İngiltere onların Britanya yarımadasından uzakta olmalarını tercih ettiği için mi Siyonizm'i destekliyordu?

Ya da, eninde sonunda Orta Doğu'ya yerleşme hedeflerine sahip bir ülke olarak, bölgedeki Arap halkının tepkisini kendi üzerine çekmek yerine,

Filistin'de kurulacak bir Yahudi devletinin kurulmasına önayak olarak, bu tepkinin doğrudan İsrail'e yönelmesini mi tercih ederdi .

2. Dünya Savaşı mimarlarından Hitler günümüzde hala konuşuluyor. Özellikle de gündeme gelişinin sebebi, ” Yahudi Soykırımı ”, diğer adıyla ” Holokost


2. Dünya Savaşı esnasında 6 milyona yakın Yahudi’ nin öldürüldü. Bunun sorumlusunun da, Almanların Führer olarak adlandırdıkları Hitler olduğu belirtiliyor. Peki bu soykırımı Hitler neden yaptı? Çeşitli söylemlerin dışında, bu konu hakkında Hitler’ in kendi yazdığı kitapta da kendi ağzından bazı söylemleri bulunuyor.


Main Kampf ( Kavgam ) adlı eserinde Hitler, Yahudilerin özellikle Alman ekonomik yapısına darbe vurduğunu savunuyor. Hatta savaşı da Yahudilerin yüzünden kaybettiğini söylüyor. Savaş döneminde silah fabrikalarının çoğu Yahudilerin elindeydi ve işçileri de Yahudiydi. Bu fabrikalar en gerekli oldukları zamanda greve gitmeleriyle, Almanların savaş alanlarında mühimmat sıkıntısı yaşamasına sebep oldular.


Hitler işte bu ihaneti asla affedemediğini kitabında belirtiyor. Bugüne kadar bu konu hakkında araştırma yapanların yaygın görüşüne göre ise Hitler, annesinin yaşadığı hastalıktan kurtarılamaması sonucu doktorları suçlu görüyordu. Bu doktorlar da Yahudiydi. Ancak araştırmacılar bu konuda sınırlı verilere ulaşmadılar. Çok daha geniş alanlarda araştırma yaptılar ve ortaya koydukları sonuçlar akıllara farklı soruların gelmesine sebep oldu. Mesela akıllara, Hitler’ in ” Yahudi Soykırımı ” nı gerçekleştirmesinde gizli güçlerin olduğu veya bizzat Siyonizm temsilcileriyle anlaştığı vb. düşüncelere ilişkin sorular geliyor.


Bu sorulara cevap verebilmek için o dönemi iyi bilmek gerekir. O döneme ait tarafsız bilgileri yazacağım. Yer yer bazı iddiaların olası nedenlerine de tarafsız bilgiler ışığında değineceğim. Kısaca o döneme ait verileri, araştırmaları, yaşanmış gerçekleri size sunacağım ve akla gelen soruları cevaplandırması sizin şahsi kanaatinize kalacak. İşte o dönemin kısa bir panoraması ve o döneme ilişkin araştırma sonuçları:

Hitler’ in Almanya’ nın Başına Geçmesi ve Diktatörlüğe Giden Adımları: Akla gelen sorulara ışık tutabilecek olayların başlangıcına inmekte fayda var. Bunun için de bu dönemde gerçekleşen olayların baş kahramanı Hitler’ in Almanya’ nın başına geçtiği dönemi irdelemek gerekir. Yani 2. Dünya Savaşı’ ndan 15 yıl öncesine gitmek gerekir. Bilindiği gibi Almanya, 1. Dünya Savaşı’ nda Osmanlı ile müttefikti. Bu savaşta Almanya’ nın bulunduğu taraf yenilince, çok ağır sonuçlara katlanmak zorunda kaldılar. Hatta Dünya tarihine göz atıldığında, belki de en yüklü savaş tazminatı ödeyen ülke Almanya olmuştur. Tam 132 milyarlık altın para tazminatı Versay Barış Antlaşması ile Almanlara dayatılmıştı. Bunun yanı sıra bir de Alman ordusu 100 bin sayısına kadar düşürülmek zorunda kalmıştı. Açığa çıkan onca asker de işsizler ordusuna katıldı. Bu savaşta kaybettiği Elsaß-Lothringen ( Alsas-Loren ) Bölgesi ile ekonomisine büyük bir darbe vurulmuştu. Bu bölge bilindiği gibi demir madenin çok fazla bulunduğu bir bölge. Zaten topraklarının da büyük çoğunluğunu kaybetmesiyle işlenebilir tarım arazisi de kısıtlanmış oldu. İmparator 2. Wielhelm de savaş yenilgisinin hemen ardından ülkeden kaçtı ve siyasi bir boşluk ortaya çıktı. Bu esnada da Kasım Devrimi gerçekleşti. Kasım Devrimi’ nin akabinde seçimler oldu ve koalisyon hükümeti oluşturuldu. Bu hükümette sosyal demokratlar ve başkan Freiderich Ebert etkiliydi ancak ellerinden gelen hiçbir şey yoktu. Çünkü halkın içinde bulunduğu durum çok ağırdı.



Toplum psikolojik açıdan da çökmüştü. Çünkü Fransızlar, yani tarihi düşmanları onları Versay Antlaşması’ yla yerle bir etmişti. Almanlar bu yüzden ağır koşullardan çok hakaret olarak gördükleri bu antlaşmanın psikolojik etkisindeydiler. Dolayısıyla başlarına gelecek lider etkisiz kalmamalı ve eski Almanya ruhunu canlandırabilmeliydi. Bu dönemin parlayan yıldızı milliyetçilik akımı da, aldıkları ağır yenilgiyle kırılan gururlarını eski günlere döndürmek isteyen Almanları derinden etkiledi. Hitler işte böyle bir ortamda sahneye çıktı. Hitler bu dönemde Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ ne lider oldu. Hitler içinde bulundukları durumun ciddiyetini kavrayabildiğinden olsa gerek sürekli milliyetçi söylemlerle kitleleri etkiliyordu. Sürekli Versay Antlaşması’ nı asla tanımayacaklarını vurguluyor ve Almanlar için ” yeni hayat sahası ” kavramını ortaya atıyordu. Partinin programında yer alan maddelerde ise Yahudi aleyhtarlığı fark ediliyordu. İşte o programdaki maddelerden birkaçı şöyle:

– Sadece bizim milletimizden olanlar vatandaş olabilir. Sadece Alman soyundan gelenler, inancı ne olursa olsun, bizim milletimizdendir. Bu yüzden hiçbir Yahudi bizim milletimizin parçası olamaz.

-Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.


Bu parti programı ve söylemleriyle Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi sadece 4 yılda ülke siyasetinde çok büyük bir güç haline geldi. 1924′ te mecliste 32 tane milletvekili vardı. 1924′ ten itibaren Rotchilds adındaki ünlü Yahudi aile Amerika’ daki üyeleri aracılığıyla Almanlara destek sağlamaya başlamıştır. Bunun en açık örneği de Almanların borçlarını yapılandıran Dawes ve Young Planlarıdır. J.P Morgan aracılığıyla bu aile planlar üzerinde etkili olmuştur. Peki Almanlara yarar sağlayan bu planlar karşılıksız bir şekilde mi ortaya çıktı? Bu soruyla bağlantılı dönemin Filistin’ ine göz atalım:

1924 ve Sonrasında Filistin Toprakları: Almanya’ da bu yıllarda gerçekleşen durumlar böyleydi. Peki ya Filistin’ de? Filistin bu döneme kadar, Yahudi yerleşkesi olarak Dünya Siyonist Örgütü’ nün hayaliydi. Çok paralar akıtılıp bu bölgeden birçok toprak satın alınmıştı. Osmanlı’ nın son bulmasıyla da bu örgüt daha faal bir rol üstlenmiş ve emellerine ulaşacak topraklara kısmen ulaşmışlardı. Ancak sadece toprak yetmiyordu. Hayalini kurdukları Yahudi Devleti için Yahudilerin de bu topraklara gelip yerleşmesi gerekiyordu. Bölgeyi elinde tutan İngilizler de bu örgüte destek veriyordu. Tüm propagandalara rağmen Osmanlı zamanındakilerle ve sonrasında gelen Yahudilerle birlikte Yahudi sayısı ancak 85 bine ulaştırılabilmişti. Çünkü Yahudilerin yaşam kaliteleri Avrupa’ da üst düzeydeydi. Yahudilerin bu isteksiz tavrı örgüt için bir handikaptı. Bir şekilde Yahudilerin bu topraklara göçü sağlanmalıydı. Bu dönemde de en fazla Yahudi Alman toprakları içindeydi. Zaten Yahudi Katliamı’ nda 6 milyon gibi bir sayıdan söz edilmesi de bunu kanıtlıyor. Almanya’ da milliyetçilik söylemleriyle hızlı bir yükselişe geçen Hitler işte bu noktada farklı bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Milliyetçilik söylemleriyle halkın gururunu okşayan Hitler henüz bu dönemde gerekli mali kaynağa ulaşabilmiş değildi. Zaten halkın içinde bulunduğu durumda, siyasal söylemlerini bir şekilde ekonomik olarak da desteklemeliydi. Aksi durumda O da seçimi kazanamayacağının farkındaydı.


Hitler’ in Ekonomik Destekçileri: Seçim propagandalarında sürekli ön plana çıkan Hitler’ in mali destekçilerini duyduğunuzda şaşıracaksınız. O dönemde Almanya’ da sanayi devleri olan Thysen, Krupp, Kirdoff ve Rotchilds ailesinin Amerika’ da bulunan uzantılarına ait olan General Motors, Du Pond, Ford’ un yanı sıra Yahudi petrol şirketi Standard Oil ( Rockefeller Ailesi’ nin şirketi ) Hitler’ e mali açıdan çok fazla destek olmuşlardır. Bu desteği de arkasında bulan Hitler 1933 yılında Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg tarafından iktidara getirildi. Bu hamleyle seçim de bir formaliteye dönüştü. Çünkü hem halkın hem de bu büyük şirketlerin baskısına cumhurbaşkanı dayanamamıştı. Hitler için her şey yeni başlıyor. Çünkü artık vaatlerini gerçekleştirme aşamasına gelmişti. Öncelikle Alman ırkı için yeni hayat sahalarını gerçekleştirmeliydi. Ancak çökmüş Alman ekonomisiyle savaşa girmek son derece mantıksızdı. Seçimlerden önce etkin olan Yahudilerin mali desteğine yeniden ihtiyaç vardı. Bu desteklerin organizasyon kısmında ise Dünya Siyonist Örgütü ( WZO ) vardı. Bunun kanıtı da 2. Dünya Savaşı boyunca Almanların kullandığı topların üretimini bir Yahudi şirketi olan SKF yapmıştır. Jacob Wallenberg şirketin sahibidir. Standard Oil de Nazilere ait askeri araçların petrol ihtiyacını karşılamıştır. Üstelik toplama kamplarında kullanılan gazların üretimi bile Yahudi kimya firması olan Farben şirketidir.


Savaş öncesinde üretilen 500 ton civarındaki kurşun Almanlara ulaştırılır ve bu kurşunların ödemesini gerçekleştiren Brown Bros Harriman’ dır. O da bir Yahudi’ dir. Bu ödeme, Harriman teminatı olarak gerçekleştirilmiş ve teminat tarihi de 21 Eylül 1938 olarak kayıtlara düşülmüştür. Ancak savaşa bir adım kala Alman borçlarının vadesi geliyordu ve bu durum büyük bir sıkıntıya sebep olacaktı. 1933′ te, Foster Dulles ( CFR üyesi, sonraki dönemde ABD Dışişleri Bakanı ) ve Allen Dulles ( CFR üyesi, sonraki dönemde CIA şefliği yaptı ) ile Hitler görüşme yaptılar ve bu borçların vadeleri uzatıldı. Ayrıca Yahudi ailelerinde Samuel ailesi de Hitler’ e 30 milyon pound mali destek sağlıyordu. Royal Dutch Shell adlı petrol firması bu aileye aitti. Bilinen bu gerçekleri Hitler de inkar etmemiştir. Hatta en yakın arkadaşlarından Herman Rauschning’ in yazdığı kitapta bunlara değinilmiştir. Hitler M’a Dit ( Hitler Bana Dedi ki ) ismini taşıyan kitapta, Hitler’ in mücadelesinde Yahudilerin çok önemli katkılarının olduğunu ve mali olarak çok destek verdiklerini belirtiyor. Bu ifadeyi de Hitler’ in ağzından veriyor.




Akıllara yeni sorular gelmeye devam ediyor. Yahudi çevreleri bu mali desteği neden sağladılar? Üstelik bu desteği, parti programında açıkça Yahudi aleyhtarlığı yapan bir lidere veriyorlardı. Seneler sonra ortaya çıkan Wilhelmstrasse gizli belgeleri ile bu olaya ilişkin fikirler oluştu. Bu belgelerde Siyonist Örgütler ile Hitler’ in anlaşma yaptıkları ortaya çıktı. Yahudilere yapılan baskıya, Yahudi liderlerin destek verdiği ve mali olarak Hitler’ i de bu baskıyı yapması için destekledikleri bu belgelerde yer alıyor. Özellikle de zengin Yahudi ailelere gözdağı vermek amaçlarıydı. Bu yüzden de toplama kamplarına sadece sakat, engelli, yoksul Yahudiler getiriliyordu. Bunların yanında Romanlar ve Çingeneler de vardı. Bu korkutma ve baskıyla varlıklı Yahudiler satın alınan topraklara göçe zorlanmış oluyordu. Üstelik Hitler, devlet politikası olarak Yahudilere göçün önünü açıyordu. Soykırım amacı olan bir diktatör niçin böyle bir göçe izin versin? Üstelik neden devlet politikasıyla da desteklesin? Göç etmek isteyen Yahudilerin göç organizasyonunu da Siyonistlerle birlikte yürütmüş ve sadece Filistin’ e göçe izin vermişlerdir. Nazi subaylarından olan Adolf Eichmann bu göç organizasyonunun başında yer almış ve Macaristan, Çekoslovakya ve Avusturya’ da göç büroları kurdurmuştur. 1941′ e kadar bu bürolar aracılığıyla Eichmann yasalar çerçevesinde Yahudi göçünü yürütmüş ve 250 bini aşkın Yahudi’ nin Filistin’e göçünü gerçekleştirmiştir. Hitler ilk olarak Romanya, Polonya, Avusturya ve Macaristan’ ı işgal etmiştir. Bunun sebebi de Yahudi nüfusunun bu ülkelerde daha çok olması olarak gösterilir.


Bizim de özellikle 2. Abdulhamid ile görüşmelerinden tanıdığımız gazeteci siyonist Theodor Herlz bu konu hakkında şöyle diyor: Wilhelmstrasse’ nin gizli arşivleri, Hitler İmparatorluğu ile Yahudi Örgütleri arasında, Alman Yahudilerinin Filistin’ e göçlerini kolaylaştırmak amacıyla bir anlaşma imzaladığını ortaya koymaktadır.


************

6 Milyon Yahudi Katledildi Yalanı

Dünya Yahudiliği, Hitler daha başa gelmeden Almanya’ya düşmanlığı ilan etmiş ve savaş çanları çalmaya başlamıştı. Cevat Rıfat Atilhan, “Yeryüzünün Hakiki Canileri İsrail”, Louis Marschalko da “Yahudi” adıyla tercüme olunan kitabında(Sebil, 4. Basım, 1993) bu konuda çarpıcı ifşaatlarda bulunmaktadır. Meşhur Amerikan tarihçisi(Alman değil) Prof. Hoggan, 1965 Mayısı Almanya ve Avusturya konferanslarında , ABD Devlet arşivinden elde ettiği vesikalarla 2. Dünya Harbinin İngiltere, Amerika, Fransa ve Polonya tarafından çıkarıldığını iddia etti. Bilhassa, harp tahrikçisinin meşhur Yahudi Roosevelt olduğunu vurguladı. Bunun üzerine Die Welt Woche isimli İsviçre Mason gazetesi 05.06.1964 nüshasında, bu mühim profesörün karşısına kimsenin çıkamaması ve onu tekzip edememesinden dert yandı. Başka bir solcu gazete, Hamburg’ta çıkan haftalık Di Zeit de, Hoggan’ı münazaraya davet edecek cesur bir insan olmamasından müşteki oldu. Bizim solcu Milliyet’in ise, 28.05.1964 nüshasında Hoggan’ı bazı Almanların protesto ettiğini yazma zarureti duyması şayan-ı dikkattir(Milliyet’in sitesindeki arşivde aynen aktardığı ifadeler mevcut ama Atilhan nüshayı karıştırmış olabilir. Bahsettiği haber 04.06.1964 nüshasında bulunuyor). Halbuki prostestoyu yapan Alman halkı değil, Alman sendikaları başkanı olan Yahudi Rosenberg’in tahrik ettiği solcu elemanlardır. Hoggan’ın bütün davet ve ısrarına rağmen hiç kimse karşısına çıkamamış ve onu tekzip edememiştir. (Atilhan, s.108-109) Atilhan, bir başka çarpıcı malumat aktarır ve “bu düşmanlığın Amerika’da 1932 senesinde başladığını” belirtir. Hitler 1933 Ocak ayında gelmiştir, Yahudiler ise 1932’de Almanlar aleyhine boykot ilan ettiler(s.110). Bu malumatı Marschalko da teyit ediyor ve kitabının 90. Sahifesinde, New York Times’da, “Yahudi Aleyhtarı Almanya’yı boykot edelim” şeklinde ilanlar bastırdıklarını yazıyor. Ayrıca, 1933 senesi başlarında ‘Newyork Morning Freiheit” isimli Yahudi gazetesinde, ABD ve bütün dünya Yahudiliğinin birleşip Alman milliyetçiliği aleyhine harp açılması ilan edilmişti. Amerikan Yahudi Kongresi o sıralarda Haham Stephen Wise tarafından idare ediliyordu. Bu davete iltihak edip8 Mayıs 1933’te “Ben harp açılmasını istiyorum” ifadesini kullandı(Edmonson, Ben Şahidim, s.195 – aktaran, Atilhan, s.111). Marschalko da, kitabının 91. Sahifesinde aynen bu malumatı aktarıyor, ek olarak “Freiheit” gazetesinin tirajının 100 binleri bulduğunu ifade ediyor.. Daha da çarpıcı olan şu ki; meşhur Yahudi Morgenthau, 11 Şubat 1933’te Hitler’e şu cümlelerle harbi ilan ediyordu: “Birleşik Amerika 2. Dünya Harbine girmiş sayılır” (12 Şubat 1933 Portland Journal – aktaran Atilhan, s.112 – Marschalko, s.91) Marschalko, harbin çıkmasından birkaç gün sonra, bir İngiliz gazetesinde, Almanların harbi, Gleiwtiz’i işgal eden Polonyalıların başlattığını iddia ettiğini kaydetmekte (s.93). Atilhan’da ise çarpıcı bir malumat daha görüyoruz. O, Gleiwitz Alman radyo istasyonunu, Polonya üniformalı Sovyet ve İngiliz askerlerinin bastığını yazıyor. Bir başka önemli ifadesi ise, Nurenberg’te idam edilen Von Ribbentrop’un karısının 1962’de neşrettiği 540 sahifelik ‘Verschwörung Gegen den Freiden’ kitabını kendisine hediye ettiği ve içinde korkunç ifşaatların olduğudur(s.113). Kitabın tercümesi yarım asır geçtiği halde gözükmüyor.. Bu hususla ilgili başka delilleri görmek isteyenler bu kitaplara bakabilir. “6 Milyon” meselesine gelirsek.. Bunu evvela S.S. generali Ohlendorf’un itiraflarına dayandırdıklarını ifade ettiler. Halbuki bu ifadeler yüze insan pisliği sürme, ayaklar altında çiğneme, ağıza tükürme gibi daha nice aşşağılayıcı ve zarar verici işkenceler altında alınmıştır(Atilhan, s.240 – Marschalko, s.166). Ayrıca bu rakam Dr. Wilhelm Hottel tarafından da verilmiştir. Bu herif, Amerikan C.İ.C. servisinde çalışan biriydi(Atilhan, s.240 – Marschalko, s.166). Nürenberg duruşmalarında da Viyana’dan 2 Yahudi göçmeni Perger ve Vergerle birlikte hareket etti(Marschalko – s.166). Newyork Times’ın bile yazdığı bir başka malumata göre, Hitler Almanya’dan dörtyüz bin Yahudinin muhaceretine müsaade etmişti(Atilhan, s.241 – Marschalko’da ise 40 bin olarak kayıtlı, s.167). Hepsini katletme cihetinde hareket etse böyle bir müsaade verir miydi?.. Dünya Yahudi Kongresi’nin neşretmiş olduğu ‘Unity in Dispersion’ eseri 377. Sahifesinde şu yazılırdır: “Alman Yahudilerinin büyük kısmı harp patlamadan evvel Almanyayı terke muvaffak oldular” (Atilhan, s.241 – Marschalko, s.167) Burada en dikkate değer husus, 1933’te Sovyetler Birliğindekiler hariç Avrupa Yahudilerinin sayısı 5 Milyon 600 bindi. Bu rakamı 11.01.1945 tarihli New York Times yayınladı. Bu sayıdan da 21 Haziran 1941’e kadar hiçbir vak’anın olmadığı Doğu Polonya’da Molotov-Ribbentrop hattı ötesindeki 1 milyonu çıkarmak gerekir(Marschalko, s.176). Ayrıca, Yahudi kaynaklarında 1933-45 arası 1.5 milyon Yahudinin İngiltere, İspanya, Hindistan, Filistin gibi yerlere göç ettiği yazılıdır. Buna, ABD’ye muhtelif pasaportlarla giden Yahudiler de dahil değil(Atilhan, s.251). Öyleyse, Avrupa’da, 1946’da, 1.559.600 Yahudi yaşamaktaydı. Hitler ve Himmler’in ulaşabildiği yerlerde azami maktul Yahudi sayısı ancak bu olabilir. Fakat Amerikalı bazı yetkililerin harp sonrası temerküz kamplarında kaç kişinin kaybolduğu yönündeki araştırması bunu daha da netleştirmiştir. 1951’de yayınladıkları rapora göre, bu kamplarda 1.2 milyon insan ölmüştür. Bu rakam, Yahudileri, Çingeneleri, Ukraynalıları ve bütün diğer milletleri içine almaktaydı.Buna göre kaybolan Yahudilerin sayısı azami 500 bin veya 600.000’i geçmez(Marschalko, s.177). Biri Macar romancı, şair, Komünist partinin katliamından kaçıp Amerika’ya yerleşen, diğeri ise, hem Balkanlar, hem 1.Dünya Harbi hem de milli mücadelede önemli hizmeti sebkat etmiş, tâ Filistin cephesinde Yahudi casusları yakalayıp idam etmesinden vefatına kadar büyük fedakârlık ve azimle onlara karşı mücadele etmiş milli bir kahramanımız olan Cevat Rıfat Atilhan’a ait eserlerden, bu meselenin künhüne dair nakillerde bulunduk. Bunların dikkat celp edici bir surette birbiriyle örtüştüğüne şahit olduk ki aynı konuya temas ettikleri hemen her bölümde bu görülebilir. ********** KAYBOLAN YAHUDİLERİN SAYISI NEDEN 500 BİNİ GEÇMEZ? "Nasyonal Sosyalizmin ulaşabildiği Yahudilerin sayısı asla 4.500.000'den fazla değildi. 1933-1945 yılları arasında hazırlanan Yahudi istatistik bilgilerine dayanarak İngiltere, İsveç, İspanya, Portekiz, Avustralya, Çin, Hindistan ve Filistin'e göç eden 1.500.000 Yahudi'nin ABD'ne gidenler sayılmazsa Almanya, Avusturya, Polonya ve Çekoslovakya pasaportu taşıyanların yüzde seksenini teşkil ettiğini yazmaktadır. Baseler Nachrichten'in raporuna göre yarım milyon Yahudi de Hitler, Rusya'ya karşı harekete geçmeden Sibirya'ya kaçmışlardı. Öyleyse Hitler'in tesiri altına alabileceği Yahudi sayısı iki buçuk milyonu geçmez. Fakat 1946'da yine Rusya hariç tutulursa hala 1.559.600 Yahudi Avrupa'da yaşamaktaydı!.. Fakat bugün bir şey kesindir: Yahudi kayıplarının 6 milyon olduğu tahmini mutlak bir saçmalıktır. Makul olan azami Yahudi kurbanlarının sayısı 1 milyon olabilir çünkü Hitler ve Himmler'in ulaşabileceği yerlerde bundan fazla Yahudi yoktu. Hemen kaydetmeliyiz ki, Yahudilerin hakiki kayıpları bu rakamın çok altındaydı. Amerikalı bazı yetkililer temerküz kamplarında kati olarak kaç kişinin kaybolduğunu meydana çıkarmak gayesi ile savaştan sonra bir araştırma yaptılar. 1951'de yayınlanan raporlarına göre bu kamplarda 1,2 milyon insan ölmüştür. Bu rakam Yahudileri, Çingeneleri, Ukraynalıları ve bütün diğer milletleri içine almaktadır. BUNA GÖRE KAYBOLAN YAHUDİLERİN SAYISI AZAMİ 500 BİNİ GEÇMEZ. Der Weg gazetesinin ispat ettiği gibi, sözde tahkikat yapanlar Avrupa'ya 1945 yılında gönderilmişti. Bu tahkikat yapanlar Hitler'den kaçmak için göç eden yüzde yüz Amerikalı ve Alman Yahudilerdi. Tahkikatlarına 1945'de başladılar ve kayıtları toplandığı zaman 12 milyon Yahudi'nin Alman gaz odalarında öldüğü ileri sürüldü. Bu netice Yahudi Walter Lippman'a bile çok göründü. New York Herald Tribune gazetesi sütunlarında, Yahudilere, böyle şeylere ancak kendilerine zarar verebileceklerini hatırlattı. Bu ikaz edici makaleden sonra Almanlar tarafından katledilen Yahudilerin sayısı 6 milyona düştü. * Ayrıca 2. Dünya Savaşı süresince ABD'ye Yahudi seli devamlı aktı. Uralların doğusuna 2 milyon Yahudi göç etti. Louis MARSCHALKO ANKARA BELGESİ NEDİR? Ankara Belgesi 11 Ocak 1941 tarihinde Siyonist Stern Örgütü'nün Nazi yönetimine resmi bir askeri antlaşma önerisidir. Bu belgeye Ankara Belgesi denmesinin sebebi ise savaş sonrasında bu belgenin Türkiye'de Alman Büyük-elçiliğinde bulunmasından dolayıdır. Belgede şunlar yazılıydı: 1. Yahudi kitlelerin Avrupa'dan çıkarılması Yahudi sorununun çözüm için ön koşuldur. Ancak bunun gerçekleşebilmesi, bu kitlelerin Yahudi halkının ana vatanı olan Filistin'e yerleştirilmesine ve tarihi sınırları içinde bir Yahudi devletinin kurulmasına bağlıdır. Dolayısıyla Avrupa'da Nazi egemenliğinde kurulacak olan Yeni Düzen içinde ortak çıkarlar oluşturulabilir. 2. Yeni Almanya ile İbrani alemi arasında bir işbirliği mümkündür. 3. Ulusal ve totaliter temelde tarihi bir Yahudi devletinin Alman Reich'iyle yapılacak bir antlaşma çerçevesinde kurulması gelecekte Orta-doğudaki güçlü Alman çıkarları açısından da gereklidir. Bu düşüncelerden yola çıkarak Filistin'deki Ulusal Askeri Örgüt (Stern-Irgun Örgütü) İsrail Özgürlük Hareketi'nin yukarıda belirtilen ulusal hedeflerinin Alman hükumeti tarafından tanınması koşuluyla, savaşta Almanya'nın yanında aktif olarak yer almayı teklif eder. Aralık 1941'de Stern, bu kez örgütün önemli isimlerinden Nathan Yalin-Mor'u Nazilerle kontak kurması için Türkiye'ye yolladı. Ancak Yalin-Mor yolda tutuklandı ve planlanan görüşme gerçekleşmedi. Brenner'in belirttiği gibi, Nazilerin bu teklife nasıl bir cevap verdiğine dair arşivlerde herhangi bir bilgi bulunamamıştır. Büyük olasılıkla Naziler Stern'ü küçük ve etkisiz bir örgüt olarak görmüş ve öneriyi fazla dikkate almamışlardır. Ancak burada önemli olan, Siyonist bir örgütün Nazilere, hem de Sözde Yahudi Soykırımının başlangıç tarihi olduğu söylenen 1941 yılında, askeri bir ittifak önerebilmiş olmasıdır. Yalin-Mor, örgütünün Nazilerle işbirliği aramasının ardında yatan mantığı 1942'de savaşın en kızgın olduğu günlerde şöyle özetlemiştir: "Yahudileri yığınlar halinde göçe razı etme projemiz, Almanya'nın hedeflerinden biri olan, Avrupayı Yahudilerden temizleme amacına uygun düşüyordu." Ankara Belgesi ile ilgili öykünün İsrail'in en büyük gazetelerinden biri olan Jerusalem Post'ta yayınlanması tam manasıyla bir şok yaşanmasına sebep oldu. Bu "sakıncalı" ilişkiler üzerine konuşma yasağı, ilk defa delinmiş oluyordu. Nuri Özbudak - Soykırım Yalanı 2. Dünya Savaşı 1945 yılında bitmiştir. Bundan sadece 3 yıl sonra da İsrail Devleti 1948′ de kurulmuştur. Yahudi Hitler – Yahudilerin Amacı Nedir “Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin.” Mâide/ 51 4294… Muaz İbn Cebel (r.a) Rasûlullah (s.a)’in şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Mescid-i Aksa’nın imarı, Medinenin harabına, Medine’nin harabı büyük savaşın çıkışına, büyük savaşın çıkışı İstanbul’un fethine, İstanbul’un fethi de Deccal’in çıkışına alâmettir.” Sonra Rasûlullah (s.a) eli ile konuştuğu kişinin (Muaz b. Cebel’ın) dizine, veya omuzuna (omuzlarına), vurdu ve; “Bu (dediklerim) şüphesiz senin burada oluşun gibi – veya senin burada oturduğun gibi – haktır” buyurdu. Ahmed, b. Hanbel V, 222,245. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/417-418. “Yahudiler mi dediniz? Onlar, yumurtalarını pişirmek için, dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen lanetlilerdir.” Necip Fazıl Kısakürek Yahudi Hitler – Yahudilerin Amacı Nedir ? Yahudilerin nihai amacı Mescidi Aksa’yı Yahudi tapınağı yapmaktır Oysaki Hadiste belirtildiği gibi Mescidi Aksanın Yeniden inşa edilmesi Kıyametin kopma sürecini başlatan olay olacaktır. Yahudi Mason kavramlarına takılmayalım Masonlar kandırılmış Yahudilerdir. Sonradan Yahudi olunamadığı için yahudiler masonluğu icat etmişler. Bu şekilde kendi çıkarlarına hizmet etmeleri için bazı piyonları mason yaparak vezirlik makamlarına getirmişlerdir. Yazıyı dikkatli okuduğuz taktirde Hitlerin yaptıkları en çok yahudilerin işene yaramıştır ve israilin kurulmasını kolaylaştırmıştır. Birbirinden kopuk alıntılar yaptım satır aralarını okuyanlar meselenin özünü kavrayacaktır. 1933’te Sovyetler Birliğindekiler hariç Avrupa Yahudilerinin sayısı 5 Milyon 600 bindi. Bu rakamı 11.01.1945 tarihli New York Times yayınladı. Bu sayıdan da 21 Haziran 1941’e kadar hiçbir vak’anın olmadığı Doğu Polonya’da Molotov-Ribbentrop hattı ötesindeki 1 milyonu çıkarmak gerekir(Marschalko, s.176). Ayrıca, Yahudi kaynaklarında 1933-45 arası 1.5 milyon Yahudinin İngiltere, İspanya, Hindistan, Filistin gibi yerlere göç ettiği yazılıdır. Buna, ABD’ye muhtelif pasaportlarla giden Yahudiler de dahil değil(Atilhan, s.251). Öyleyse, Avrupa’da, 1946’da, 1.559.600 Yahudi yaşamaktaydı. Hitler ve Himmler’in ulaşabildiği yerlerde azami maktul Yahudi sayısı ancak bu olabilir. Fakat Amerikalı bazı yetkililerin harp sonrası temerküz kamplarında kaç kişinin kaybolduğu yönündeki araştırması bunu daha da netleştirmiştir. 1951’de yayınladıkları rapora göre, bu kamplarda 1.2 milyon insan ölmüştür. Bu rakam, Yahudileri, Çingeneleri, Ukraynalıları ve bütün diğer milletleri içine almaktaydı.Buna göre kaybolan Yahudilerin sayısı azami 500 bin veya 600.000’i geçmez (Louis Marschalko,Yahudiler s.187). Yahudiler Hakkında Birkaç Cümle “Biz işçileri bu baskıdan kurtaracak kimseler olduğumuzu ileri sürerek sahnede görüneceğiz ve bizim savaşan kuvvetlerimiz olan sosyalistlerin,anarşistlerin ve koministlerin saflarına girmelerini onlara telkin edeceğiz. Bu savaşan kuvvetlerimizi biz; sosyal masonluğumuzun sözde bütün beşeriyetin dayanışması ve kardeşçe idaresi gereğince daima destekledik. İşçilerin emeğinden kanunen faydalanmakta olan aristokrasi; işçilerin iyi beslenmeleri, sıhhatli ve kuvvetli olmaları ile alâkalanırdı. Biz ise tam aksine Yahudi Olmayanların öldürülerek azalmalarından menfaat bekliyoruz. Bizim kuvvetimiz devamlı yiyecek kıtlığı ve işçinin beden zayıflığında gizlidir. Çünkü bütün bunlar onun bizim arzularımızın kölesi olmasına delalet eder. O kendi yetkileri içinde bizim arzularımıza karşı koyma kuvvet ve enerjisini bulamayacaktır. Kralların otoritesinin aristokrasiye verdiği işçiyi idare hakkını, açlık daha sağlam bir şekilde bize verir. Biz avam tabakasını açlığın doğurduğu sıkıntı, hased ve kin ile harekete geçirecek ve yolumuzun üzerinde bizi engelleyen ne varsa onların elleri ile silip yokedeceğiz. Ticari mübadeleler üzerindeki muameleleri durduracak ve sanayii felce uğratacak olan ekonomik krizlerin tesiri bu kini daha fazla artıracaktır. Bizce bilinmekte olan bütün gizli yeraltı metodları ile ve tamimile elimizde olan altın’ın yardımı ile bütün Dünyada ekonomik krizler meydana getirecek, bu krizler vasıtasıyla Avrupa’daki bütün memleketlerde bütün işçi güruhunu aynı anda sokaklara fırlatacağız. Bu güruh, mallarına hased ettikleri insanların kanlarını, cehaletlerinin basitliği içinde zevkle dövecekler ve beşikte bulundukları günlerden beri hased ettikleri malları o zaman yağma etme imkânı bulacaklardır. Bizimkilere dokunmayacaklardır. Çünkü saldırı anı bizce bilinecek ve biz kendimizinkileri muhafaza etmek için tedbirler alacağız”(protkol 3) SİYON LİDERLERİNİN PROTOKOLLERİMuhammed Maliki “Biz Yahudileri iyi biliriz ki; Amerika, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliğinde( Türkiye dememiş ama siz Türkiyeyi de böyle düşünün yaşadığımız iç savaşların sebebi) bir kaide vardır: Yuda herşeyden önce gelmelidir! Amerikanın menfaatleri “Tevrat Nazizm” i ile bağdaştığı müddetçe biz iyi Amerikalılar olacağız, bu benzerlik bittiği anda onu da diğer memleketlere benzetmekten çekinmeyeceğiz. Umumi olarak konuşmak gerekirse, demeokrasi mümkün olduğu kadar fazla Yahudi tarafından idare edildiği zaman işimize gelir. Evet; hürriyet iyi bir şeydir, fakat Yalnız biz yahudilerin hür olup istediğimizi yapabildiimiz zaman” (Louis Marschalko,Yahudiler s.86) Tam altı milyon Yahudi’yi gaz odalarında yaktığı iddia edilen Hitler aslında bir Yahudi miydi? O tarihlerde Yahudilere bu denli sıkıntı çıkartması İsrail devleti’nin ilan edilmesinin önündeki en büyük engellerden birinin çözülmesine hizmet edecek ve Almanya’daki Yahudiler zorunlu olarak İsrail’e mi gideceklerdi? Böylece İsrail’de yeterince Yahudi nüfusu sağlanmış mı olacaktı? O tarihlerde değil sadece Almanya, bütün Avrupa’da toplam Yahudi nüfusu altı milyon eder miydi? Bugün bile dünya çapındaki toplam nüfusları yirmi milyonu bulmuyor? Altı milyon Yahudi’nin meydana çıkacak külleri hiç tartışmasız bir dağ olurdu. Peki nerede bu küller? Yada daha sonra film çekimi için hazırlanmış olan o gaz odaları, gerçekten Yahudileri yakmış olsa bile hesaba vurun altı milyon kişi o kapasite ile kaç senede yakılabilir? Bu konuları da zamanla işleyeceğiz ama konumuza dönelim. Hitler Yahudi miydi? Herşey aynı bugün de benzerleri oynandığı gibi bir tiyatro muydu? İsrail’e karşı düşmanlık sergileyen ülkeler ve liderler samimi olmayabilir mi? Her olayda İsrail’in kuruluşunun fırsatını kolladılar. Bekledikleri bahar insanlığın büyük ayıplarından biri olan İkinci Dünya Savaşı oldu. Yıllarca planlar yapılmıştı ve şimdi beklenen fırsat doğmuştu. Ve plan sahneye kondu. Neden bu sefer olmasındı ki? Ve sahneye Hitler kondu. (tıpkı A.B.D. ve emperyal güçlerin bugün sahneye SADDAM’ı koyduğu gibi.) Kullandılar ve yönlendirdiler. Plan iyi gidiyordu. Yahudi düşmanı, kan emici ırkçı bir vampir olarak dünyaya empoze ettiler. Sahneye nasıl bir oyun konduğunu, 2000’li yılları yaşayanlar, yaşadıklarını, dünyada yaşanan hadiseleri şöyle bir düşünseler çok iyi anlarlar. TV ler, gazeteler, yayınlar v.s…Her neyse. Tüm dünya Hitler’i Yahudileri yakan, işkenceyle öldüren bir canavar olarak tanıdı. Tabi bunun alt yapısı önceden hazırlanmıştı. Avrupa’da Yahudi karşıtlığı (Tıpkı şimdi dünyada olan Müslüman karşıtlığı ve düşmanlığı gibi.). Bunların hiçbiri gelişigüzel, birdenbire çıkan hadiseler değildir. Richard Shenkman’ın “İnsanlık tarihinde büyük yalanlar” kitabında Hitler için şöyle yazıyordu: “YAHUDİLERİN TARİHİNİ YENİDEN YAZAN ADAM.” Enteresandır dünya çapında bir çok yazar da aynı şeyi söylüyordu. Aynı kitapta bir çok kaynak gösterilerek alıntılar yapılmış. İşte birkaç tanesi: * 1936 da Nazi partisi Katolik kilisesini karşına alıp kilise okullarının sınıflarından haçların kaldırılmasını istemiş. Bu düşündürücüydü. Naziler haçları kaldırıyor. * İki yıl sonra Nazilerin Yahudi dükkanlarının camlarını indirdiklerinde kristal gecenin ertesinde 20.000 Yahudi toplama kampına atıldığında Hitler yine radikallerden uzak kalmıştı. Almanya’da herkes onun Yahudilerden nefret ettiğini bilirdi, ama Hitler, o kaba saba Yahudi aleyhtarlığından biri değilmiş gibi davrandı ya da henüz değildi.( Ian Kershaw, “The Hitler Myth” History Today (kasım 1985), s.28-29 ) 1924 ve Sonrasında Filistin Toprakları: Almanya’ da bu yıllarda gerçekleşen durumlar böyleydi. Peki ya Filistin’ de? Filistin bu döneme kadar, Yahudi yerleşkesi olarak Dünya Siyonist Örgütü’ nün hayaliydi. Çok paralar akıtılıp bu bölgeden birçok toprak satın alınmıştı. Osmanlı’ nın son bulmasıyla da bu örgüt daha faal bir rol üstlenmiş ve emellerine ulaşacak topraklara kısmen ulaşmışlardı. Ancak sadece toprak yetmiyordu. Hayalini kurdukları Yahudi Devleti için Yahudilerin de bu topraklara gelip yerleşmesi gerekiyordu. Bölgeyi elinde tutan İngilizler de bu örgüte destek veriyordu. Tüm propagandalara rağmen Osmanlı zamanındakilerle ve sonrasında gelen Yahudilerle birlikte Yahudi sayısı ancak 85 bine ulaştırılabilmişti. Çünkü Yahudilerin yaşam kaliteleri Avrupa’ da üst düzeydeydi. Yahudilerin bu isteksiz tavrı örgüt için bir handikaptı. Bir şekilde Yahudilerin bu topraklara göçü sağlanmalıydı. Bu dönemde de en fazla Yahudi Alman toprakları içindeydi. Yahudi çevreleri bu mali desteği neden sağladılar? Üstelik bu desteği, parti programında açıkça Yahudi aleyhtarlığı yapan bir lidere veriyorlardı. Seneler sonra ortaya çıkan Wilhelmstrasse gizli belgeleri ile bu olaya ilişkin fikirler oluştu. Bu belgelerde Siyonist Örgütler ile Hitler’ in anlaşma yaptıkları ortaya çıktı. Yahudilere yapılan baskıya, Yahudi liderlerin destek verdiği ve mali olarak Hitler’ i de bu baskıyı yapması için destekledikleri bu belgelerde yer alıyor. Özellikle de zengin Yahudi ailelere gözdağı vermek amaçlarıydı. Bu yüzden de toplama kamplarına sadece sakat, engelli, yoksul Yahudiler getiriliyordu. Bunların yanında Romanlar ve Çingeneler de vardı. Bu korkutma ve baskıyla varlıklı Yahudiler satın alınan topraklara göçe zorlanmış oluyordu. Üstelik Hitler, devlet politikası olarak Yahudilere göçün önünü açıyordu. Soykırım amacı olan bir diktatör niçin böyle bir göçe izin versin? Üstelik neden devlet politikasıyla da desteklesin? Göç etmek isteyen Yahudilerin göç organizasyonunu da Siyonistlerle birlikte yürütmüş ve sadece Filistin’ e göçe izin vermişlerdir. Nazi subaylarından olan Adolf Eichmann bu göç organizasyonunun başında yer almış ve Macaristan, Çekoslovakya ve Avusturya’ da göç büroları kurdurmuştur. 1941′ e kadar bu bürolar aracılığıyla Eichmann yasalar çerçevesinde Yahudi göçünü yürütmüş ve 250 bini aşkın Yahudi’ nin Filistin’e göçünü gerçekleştirmiştir. Hitler ilk olarak Romanya, Polonya, Avusturya ve Macaristan’ ı işgal etmiştir. Bunun sebebi de Yahudi nüfusunun bu ülkelerde daha çok olması olarak gösterilir. Bizim de özellikle 2. Abdulhamid ile görüşmelerinden tanıdığımız gazeteci siyonist Theodor Herlz bu konu hakkında şöyle diyor: Wilhelmstrasse’ nin gizli arşivleri, Hitler İmparatorluğu ile Yahudi Örgütleri arasında, Alman Yahudilerinin Filistin’ e göçlerini kolaylaştırmak amacıyla bir anlaşma imzaladığını ortaya koymaktadır. Son sözüm Yahudi Coca Cola Nazi Almanyasında cola satmaya devam ettiyse hatta Fanta’yı ilk Almanyada Almanlar için ürettiyse Nasıl Yahudi katliamından bahsedebiliriz. TÜRK YAHUDİLERİNİN ÇIKARDIĞI ŞALOM GAZETESİ BU KONUDA HANGİ BİLGİLERİ YAYINLAMIŞTI? Hannah Arendt, Eichmann in Jerusalem'de, savaşın başladığı günlerde, yani 1939'da Nazilerin Yahudi politikasındaki birinci evrenin bittiğini söyler. Bu birinci evre, Arendt'in deyimiyle "sürgün" evresidir. Naziler Siyonistlerle işbirliği içinde Yahudileri Almanya ve Avusturya'dan sürmüş, Filistin'e yollamışlardır. Arendt'e göre savaşla birlikte ikinci evre başlamıştı. Çünkü artık birinci evredeki yöntemin, yani Yahudileri Filistin'e sürmenin imkanı kalmamıştır. Nedeni, Almanya'nın İngiltere'yle savaşıyor olmasıdır. Artık hiçbir Alman gemisi, İngilizlerin hakim olduğu denizlerde Filistin'e yolcu taşıyamaz. Yahudi sorununun resmi çözümü zorunlu göçtü, ancak bu artık mümkün olamıyordu. Bundan dolayı Nazi politikasının değiştiğini söyleyen Arendt, ikinci evrenin "toplama" evresi olduğunu söyler. Yani Yahudiler Avrupa'da bir araya getirilip tecrit edileceklerdir.

24 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör